Seri Katiller ve İşledikleri Dehşet Verici Cinayetler

Cinayet, her zaman insanlar için ürpertici ve esrarengiz bir kavramdır. Ancak, bir de seri katiller olarak adlandırılan psikopat insanların kısa sürede ardı ardına işlemiş oldukları tüyler ürperten cinayetler vardır. Bu tür cinayetler, o toplumda insanların korkulara kapılmasına ve hayatlarını diken üzerinde geçirmelerine sebebiyet vermiştir. Bu yazımızda filmlere konu olan seri katillere ve onların işledikleri dehşete düşüren cinayetlere yer vereceğiz.

Charles Manson

Charles Manson

Diğer seri katillerden oldukça farklıdır. Çünkü Manson, elini asla kana bulamaz. Cinayetleri müritleri vasıtasıyla gerçekleştirir. Yönetmen Roman Polanski’nin hamile karısı da dahil olmak üzere kırktan fazla kişiyi öldürttü.

Manson, oldukça iyi bir zekaya ve etkileyici bir konuşmaya sahip olduğu kadar bir o kadar da psikopattı. Manson, çiftliğinde müritleri ile birlikte yaşardı. Bu aileye, “Manson Ailesi” denir. Aynı zamanda oldukça iyi bir söz yazarı ve müzisyendi. Manson, Hasan Sabbah’a benzetilir. 1970 yılında Manson’un şarkılarından oluşan Lie- The Love & Terror Cult adlı bir albüm yayımlandı.

Mansonların sonu ise oldukça alakasız bir durumdan geldi. Farklı suçtan yakalanan bir müridin işledikleri cinayetleri övünerek anlatması sonucu olaylar gelişti. Yargılandıktan sonra ömür boyu hapis cezası aldı. Manson’un oldukça fazla hayran kitlesi var. 2004 yapımı Skelter isimli film, Manson’un müritleriyle olan ilişkileri ve işledikleri cinayetleri konu aldı.

Carl Panzram

Carl Panzram

Yirmi bir defa cinayet işlediğini, bir çok hırsızlık yaptığını ve kadın erkek demeden birden fazla kişiye tecavüz ettiğini itiraf etti. Yaptıklarından en ufak bir pişmanlık duymadı. Tecavüz ettikten sonra öldürdüğü on bir veya on iki yaşında çocuk hakkında şunları belirtti:

“Biraz düşünmek için kenara oturdum. O sırada yanıma on bir veya on iki yaşlarında bir çocuk geldi. Onu bir kaç yüz metre uzaklıkta bir taş ocağına götürdüm. Önce tecavüz ettim, sonra ise öldürdüm. Onu bırakırken beyni kulaklarından çıkıyordu. Asla bundan daha ölü olamazdı.”

Kurbanlarını öldürmek için gittiği her eyalette farklı bir isimle önümüze çıkan Carl Panzram, 1930 yılında asılmak suretiyle idam edildi. “Keşke tüm insanlığın tek boynu olsaydı ve o da benim elimde olsaydı.” sözüyle bilinir.

Edward Theodore Gein

Edward Theodore Gein

Şizofreni vakasıdır. Babası alkoliktir. Küçük yaşlarda annesini, babasını ve abisini kaybettiği için bunalıma girerek ruh sağlığı bozuldu. Annesinin cinselliği günah olarak görmesinden dolayı annesi öldükten sonra kadın vücudunu incelemeye başladı. Annesini mezardan çıkarttı ve diriltmeye uğraştı. Ed Gein, seri katil tanımlamasına pek uymaz. Çünkü o, genellikle mezardan çıkardığı cansız bedenler üzerinde anatomi kitaplarından öğrendiklerini uygulamaya çalıştı.

Bilindiği kadarıyla sadece iki kişiyi öldürdü. Öldürdüğü kişileri de annesinin yaşında (51) ve kadın olanlardan seçti. Edward’ın yaptıkları oldukça dehşete düşürücüydü. Ayakkabı kutusunda vajina biriktirdi, kafataslarından bardak, memelerden kemer yaptı. Koltukları insan derisi ile kapladı. Ed Gein, yetmiş yedi yaşında kanserden ölene dek hayatını akıl hastanesinde geçirdi.

Edmund Kemper

Edmund Kemper

18 Aralık 1948’te doğdu. Annesi ve babası dahil on kişiyi öldürdü. Boyu oldukça uzun, 2.06 metredir. Psikiyatristler tarafından Paranoid Şizofreni tanısı aldı. Seri katiller arasında yüksek zeka seviyesi ile dikkat çeker. IQ seviyesi yüz kırk beştir. Oldukça zeki bir kişiliğe sahiptir.

Kurbanlarının çoğunu kadın üniversite öğrencilerinden seçti. İlk cinayetini büyükanne ve büyükbabasını öldürerek işledi. Kemper henüz on beş yaşındayken mutfakta büyükannesi ile otururken tartışma yaşadı. Öfkelenen Kemper, büyükbabasının ona avlanmak için verdiği av tüfeğiyle büyükannesini vurarak ilk cinayetini işledi. Daha sonra büyükbabasının market alışverişinden döndüğünü gören Kemper, dışarı çıkıp garajda büyükbabasını da yine aynı tüfekle vurarak öldürdü. İşlediği cinayetlerin ardından polise teslim olmasını isteyen annesini aradı. Polise teslim olduktan sonra verdiği ifadede büyükanneyi öldürmenin nasıl bir his olduğunu merak ettiğini belirtti. Büyükbabasını ise büyükannesini öldürdüğünü bilmemesi için öldürdüğünü ifade etti. Ölüm cezası istedi fakat bu uygun bulunmadı. Yaşı küçük ve ruh hastası olduğu için ceza almadı ve hastaneye yatırıldı. 1969 yılında, yani yirmi bir yaşındayken hastaneden taburcu oldu. Şartlı tahliye aldığı için sürekli psikologlar ile görüşmesi gerekiyordu. Psikologlara kendini normal birisi olarak göstermeyi başardı.

Elizabeth Báthory

Elizabeth Báthory

Macar asıllı bir seri katildir. “Kanlı Kontes” olarak da bilinir. Kadın seri katiller arasında en ünlüsüdür. Ruhsal bozukluklar yaşamış birisidir. Büyücülükle yakından ilgilenmiştir. 40 yaşına geldiğinde yaşlanma korkusu yaşamaya başladı. Bir gün hizmetcisi olan kız, Elizabeth’in saçlarını tararken acıttı. Buna çok öfkelenen Elizabeth, genç kız çok sert bir tokat attı. Genç kızın yüzünden bir damla kan Elizabeth’in eline damladı. Elizabeth, genç kızın kanı ile gençleşeceğini düşündü. Uşağına emir vererek genç kızı öldürttü, tüm kanını bir küvete boşalttırarak kan dolu küvette banyo yaptı. Daha sonra Elizabeth iyice çığrından çıktı. altı yüz civarında genç kıza tavandan asılı kafeslerde işkence yaptırttı ve akan kanlarında banyo yaptı. Soylu bir aileden olduğu için yargılanamadı ve ölene kadar kendi şatosunda yaşadı.

Fritz Haarmann

Fritz Haarmann

Lakabı Hannover Kasabı, Hannover Vampiri ya da Kurt Adamdır. Kendisi bir Almandır. Yargılandığı yirmi yedi cinayet davasının yirmi dördünden suçlu bulundu. Kafası kesilerek idam edildi. Beyni incelenmek üzere Göttingen Üniversitesi’ne gönderildi. Kurbanlarını öldürme yöntemi genellikle boyun ısırma şeklindedir. Sadece cinayet değil, hırsızlık, zimmetine para geçirme, saldırı gibi suçlar da işledi. Haarmann’ın kurbanlarının tümü on ve yirmi iki yaşları arasındaki erkeklerden oluştu. Haarmann, evine davet ettiği kurbanlarının boyunlarını ısırmadan önce onlara genellikle boğucu yiyecek veya içecek verdi. Kurbanlarını genellikle böyle öldürdü. Ancak, hiçbirşey yapmadan kurbanlarının Adem Elmasına saldırıp ısırarak öldürdüğü de oldu. Haarmann, bu ısırıkları “aşk ısırığı” olarak adlandırdı. Çoğu zaman, kurbanlarını parçaladıktan sonra Leine Nehri’ne attı. Haarmann’ın iğrençlikleri bunlarla sınırlı kalmadı. Kurbanlarının cesetlerini yediği gibi insanlara kurbanlarının etlerini de sattı.

Albert Fish

Albert Fish

Amerikalı bir yamyam ve seri katildir. Dine düşkün bir canidir. Kurbanlarını küçük çocuklardan seçti. İşlediği cinayetleri din adına yaptığını ve Tanrıya kurban verdiğini söyledi. Albert Fish, sadece kurbanlarına değil kendisine de işkenceler etti. Bu sayede günahlarından arınıyor olduğuna inandı.

Ruhsal bozukluğu olduğu tespit edilmesine rağmen 1935 yılında elektrikli sandalye ile ölüm cezasına mahkum edildi. Bu kararı “daha önce hiç yaşamadığım bir duyguyu tadacağım için çok heyecanlıyım” sözleriyle karşıladı. 16 Ocak 1936’da Sing Sing Hapishanesi’nde elektrikli sandalye yöntemiyle idam edildi.

Daha bunlar gibi bir çok seri katil ve işlemiş oldukları cinayet örnekleri bolca mevcut. Biz bu yazımızda içlerinden en dehşet verici örnekleri seçtik. Seri katiller hakkında şu yargılara kolaylıkla varabiliriz. Genellikle kötü bir çocukluk geçirirler. Psikolojileri bozuktur ve bazıları yüksek IQ seviyesine sahiptir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir