Türkler’in İslamiyet’e Geçişi Nasıl Gerçekleştirildi?

Türkler’in İslamiyet’e geçişi sürecinde yaşadıklarını bir çok kaynaktan araştırdım, bahsedilenler aşağı yukarı hep bu yazıda belirttiğim şekildedir. Eğer bu konuyu iyice derinlemesine bilmek istiyorsanız gönlünüzün rahat etmesi amacıyla farklı kaynaklara da göz atın.

Konumuza girmeden önce hızlı bir şekilde bizlere Türkler’in İslamiyet’e geçişi hakkında verilen bilgileri tekrar edelim. 751 yılında gerçekleşmiş olan Talas Savaşı’nda Türkler ve Araplar birlik olmuşlar Çinlileri ağır yenilgiye uğratmışlar. Tabii akabinde olaylar gelişmiş:

İslamiyet İle İlgili İlk Türk-Arap Teması

Savaş sırasında tabii ki herhangi bir sohbet ortamı oluşmamış. Savaş bittikten sonra bizim bir Türk sigarasını yakıp Araplar’ın tarafına doğru sohbete gitmiş ve orada olaylar gelişmiş.

Türk : ” Abi siz neye inanıyorsunuz, bizde Tengri inancı var.” Arap, hemen cevap vermiş:

Arap: “Biz Müslümanız. Sizin Tengri dediğinize biz de Allah diyoruz, pek farklı değil.”

Bizim Türk çok şaşırmış bu duruma. Tıpkı kendi inançlarına benziyor çünkü. Türk, bir anda Arap’ın yanından kalkmış ve kendi birliğine doğru koşmaya başlamış.

Türk Kendi Birliğine Döner

Bizim Türk, bunları duyduktan sonra koşarak kendi tarafına varmış ve nefes nefese topluluk içinde bağırmış: “Dinleyin! İslam diye bir şey buldum. Bizim dinimize çok benziyor. Artık çağın gereksinimlerini karşılamayan Gök Tanrı İnancı’nı bırakalım, modern hukuk kurallarına sahip, kadınları ön plana çıkaran, hoşgörü dini İslamiyet’e geçelim” demiş. Rivayete göre Türkler’in İslamiyet’e geçişi böyle bir hoşgörü içerisinde başlamış.

Doğal olarak her masalın gerçek olmadığı gibi bu hikaye de masal gibi duruyor. Şimdi gerçeklere dönelim, Türkler nasıl Müslüman olmuşlar, bir bakalım.

Resmi Tarih ve İnanç Değiştirme Yolları

Resmi kaynaklar Türkler’in kendi istekleriyle Müslüman olduklarını belirtir. Sahiden öyle mi? Bir insanın değişmesi en zor değer yargılarından birisi de dini inançlarıdır. Dini inançlarının değişmesinin bir kaç yolu vardır: Ya sürekli sorgulayıp farklı fikirlere kayacak, ya zoraki bir şekilde dinini değiştirecek ya da zamanla asime edilip yeni gelen nesil kendisine benimsetilmiş dine inanacak. Çok eski zamanlarda insanlarda sorgulama, eleştiri gibi yetenekler pek gelişmediği için Türkler’in Müslümanlaştırılma yolunda kullanılan yöntem daha çok ikinci ve üçüncü seçenek gibi duruyor.

Tabii ki Türkler Gök Tanrı İnancı’nı bırakıp bir anda Müslümanlaştırılmamışlar. Bu süreçte Araplarla çok savaşlar yapılmış, çok kanlar dökülmüş. Ancak Türkler’in asıl Müslümanlaştırılma süreci Kuteybe Bin Müslim zamanında başlamış. Hele ki Talkan ve Curcan katliamları ile Türkler, Arap Müslümanlar tarafından adeta bir kıyıma uğramışlar.

Türkler ve Araplar arasındaki asıl mücadeleler Kuteybe bin Müslim zamanında olmuştur. Kuteybe, Horasan Valisi’dir. Bu zamana kadar ki vuku bulmuş olan Türk-Arap savaşlarında iki tarafında birbirlerine karşı elle tutulur bir üstünlükleri olmamıştı.

Kur’an dan Sureler ve Savaşa Motivasyon

Kuteybe Bin Müslim Merv’de askerlerini toplayarak onlara, “Allah, dininin egemen olması için sizlere bu toprakları helal kıldı” der. Burada Bakara Suresi 193’ü (Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın; fakat vazgeçerlerse, artık zalimlerden başkasına saldırmak yoktur.) ya da Enfal 8/39’u “Fitne ortadan kalkıncaya ve dinin tamamı Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse kuşkusuz Allah yaptıklarını görmektedir.” ayetlerini askerlere hatırlatarak, onları Türkler’e karşı verilecek savaşta motive ettiği söylenir.

Kuteybe ilk olarak Baykent’i kuşatır ancak yaklaşık 2 ay boyunca süren mücadelelerde iki taraf da birbirlerine üstünlük kuramazlar ve sonunda Türkler’in haraca bağlandığı bir anlaşma imzalanır. Şehir tamamen yıkımdan kurtulmuş fakat yine de Araplar şehirde bir kısım yağma hareketlerine girişmişler. Giderken de şehirde bir askeri gazino bırakmışlar. Ardından Türkler ayaklanma başlatır ve akabinde Kuteybe tekrar şehre gelerek tam bir kıyım yapar. Silahlanan tüm Türkler’i öldürür, çocukları alır, kadınlar cariye yaparlar ve tecavüz ederler. Şehir alındıktan sonra Kuteybe, Baykent’e Arapları yerleştirir. Bütün resmi organları Araplar oluşturur. Türkler’in dini inançlarına ait her şeyi ortadan kaldırırlar.

Türkler’in Evlerine Zorla Sokulan Araplar

Kuteybe, Türkler’in aslında Müslüman olmadıklarını, Müslüman gibi göründüklerinin farkına varır ve buna karşı farklı çözümler hazırlar. Bunlardan birisi de her Türk ailenin yanına birlikte yaşamaları için Arapları vermeleridir. Bu sayede Türkler üzerinde daha da çok baskı oluşur. İslami kuralları yerine getirmeyen Türkler ceza alır. Araplar zamanla Türkler’in evlerine, tarlalarına, mal varlıklarına sahip olmaya başlarlar.

Cuma Namazının Zorunlu Olması

Cuma namazı zorunlu hale geldi. Ama pek de başarıya ulaşmadı. Kuteybe bu sefer de namaza gelenlere 2 dirhem verilmesini ister. Bu aşamadan sonra da bu konu üzerinde biraz olsa da başarı sağlanmışlar.

Talkan Katliamı

Sogd Meliki Neyzek Tarhan aynı şeylerin başlarına gelmemesi için Kuteybe ile anlaşma yapar. Tarhan, tarafsız kalacak ve Kuteybe’ye haraç verecektir. Türk Beylikleri’nin kendi aralarında birleşememeleri savunmasız kalmalarına neden olmuş ve işgalci Araplar’ın işini kolaylaştırmıştır. Tarhan, daha sonra hatasını anlamış ve diğer Türk Beylikleri’ne birlik olunması yönünde mektuplar yollamıştır. Türk Beylikleri’nden bu davete olumlu dönüşler olmuştur, fakat geç kalınmıştır.

Kuteybe Haberi alır

Kendilerine karşı Türkler’in bir ayaklanmaya girişeceğini fark eden Kuteybe, acele ederek Türkler’in birleşmelerine fırsat vermeden Talkan Şehri’ne yürür. Karşısında bir direniş görmeyen Kuteybe, şehirdeki eli kılıç tutan her erkeği öldürür. Yine aynı şekilde Türkler’i Talkan yolundaki ağaçlara asar. Bu uzunluğun 24 kilometre olduğunu belirtiyorlar. 40 bin civarında Türk’ün bu şekilde katledildiği söylenir.

Curcan Katliamı

Yine aynı şekilde Curcan Katliamı’nda da Yezid, çok sayıda Türkü öldürmüş, yol boyunca sağlı sollu ağaçlara astırmıştır. Yezid, savaştan önce Allah’a öldürdüğü Türkler’in kanından ekmek yapıp yiyeceği yeminini etmiştir. Ölen Türkler’in kanını nehire akıtır ve nehirden akan kanlı sudan beslenen değirmenden un ile ekmek yaptırarak yer. Okuduğunuz üzere, Türkler’in Müslümanlaşma süreci pek de söylenildiği gibi hoşgörü içerisinde olmuşa hiç benzemiyor. Sizlere bu yazımda bahsettiğim olaylar Türkler’in İslamiyet’e geçişi sürecinde yaşadığı faciaların sadece bir kısmını oluşturuyor. Üstelik resmi tarih kitaplarımızda bu olaylardan ne yazık ki bahsedilmiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir