Hz İsa Aslında Hiç Yaşamamış Olabilir

Son zamanlarda Hz İsa ile ilgili tartışmalar tekrar ivme kazandı. Bazı tarihçilerin iddiasına göre aslında Hz İsa olarak bilinen peygamber hiç yaşamadı. Şimdi içinizde bazılarınızın hemen “Yok artık…!” dediğini duyar gibi olduk. Herkes neye inanır bilemeyiz ama biz bu konunun gerçekten araştırılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Gerçekten çok büyük muallaklar var bu konuda. Zaten yazının tamamını okuduktan sonra da sizin içinizde birtakım soru işaretleri oluşacaktır.

Dünya’da en fazla destekçi kitlesine sahip olan “Hristiyanlık” inancının peygamberi olan Hz İsa gerçek bir tarihsel kişilik mi yoksa insanların uydurmuş olduğu mitolojik bir efsane midir sorunsalı üzerine bir takım araştırmalar yaptık. Başlamadan önce sizlere şunu belirtmek isteriz. Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış bir insan hakkında elde edebileceğimiz bilgiler oldukça sınırlı olacaktır.

Öncelikle Hz İsa’nın aslında uydurma bir mitolojik karakter olduğunu savunanların temel dayanak noktalarını ele alalım:

Hz İsa’nın Yaşadığı Döneme Ait Hiçbir Belgenin Kendisinden Bahsetmiyor Oluşu

Bu bizim de çok dikkatimizi çeken bir durum. Düşünün ki bir insan var, ölüleri diriltiyor, körleri iyileştiriyor, suyun üzerinde duruyor ama gel gelelim ki o döneme ait hiçbir belgede bu insandan bahsedilmiyor. Roma Devleti ise güçlü arşiv kayıtları tutan bir devlettir. Hz İsa ile ilgili ilk tarihsel belgelere, yaşadığı iddia edilen dönemden uzun yıllar sonrasında rastlıyoruz. Bu durumun oldukça önemli olduğunu ve pas geçilemez olduğunu belirtmek isteriz.

Hz İsa’nın Mitolojik Karakterlerle Benzer Olan Özellikleri

Bir diğer iddia ise Hz İsa’nın diğer mitolojik karakterlerle çok sayıda benzer özelliklerinin bulunduğu ve Hz İsa karakterinin diğer mitolojik karakterlerden esinlenerek oluşturulduğudur. Bu görüşü en ayrıntılı olarak “Zeitgeist” isimli belgeselde görebilirsiniz.

Hz İsa’nın gerçekte hiç yaşamamış olduğunu savunanların temel dayanak noktaları bu şekilde. Hz İsa’nın gerçekten yaşamış bir şahsiyet olduğunu savunanların ortaya koydukları iddiaları açıklayarak yazımıza devam edelim:

Cornelius Tacitus

Romali tarihçidir. ”Annals (Yıllıklar)” isimli eseri vardır. Nero’nun hükümdarlık dönemi hakkında yazmıştır. Roma’da Hristiyanların varlığından bahsetmiştir. Nero’nun, Roma’daki yangından kendisinin sorumlu tutulması nedeniyle tepkileri Hristiyan olarak isimlendirilen sınıfın üzerine yönlendirmeye çalıştığını belirtir. Hristiyanlara yaptığı işkencelerden bahseder. ”Hristiyan” isminin de Tiberyus’un yönetimde olduğu sırada Judea Valisi olan Pontius Pilatus’un verdiği kararla çarmıha gerilen “Christus” isimli şahıstan geldiğini belirtir.

Suetonius

On İki Caesar’ın Yaşamı adlı kitabı vardır. Bu kitapta Roma İmparatorlarının hüküm sürdüğü yıllarda yaşanılan olaylara yer verilir. Kitabın Cladius’la ilgili bölümünde Roma’daki Yahudilerin arasındaki kargaşadan bahseder. Şöyle der:

“Chrestus’un kışkırtmasıyla sürekli karışıklık çıkaran Yahudileri [Cladius] Roma’dan kovdu.” Burada bazı tarihçiler arasında birtakım anlaşmazlıklar var o da şudur ki: Suetonius’un bahsettiği “Chrestus” isimli şahsın o dönemde hala hayatta olan, bilinen Hz İsa’dan farklı bir kişi olduğu ve Suetonius’un Hz İsa’ya atıf yapmadığı yönünde. Çoğu uzman ise referansta Hz İsa’ya atıf yapıldığını belirtiyor. Söz konusu rahatsızlıkların Hz İsa’nın öğretilerinin Roma’da vücut bulmasından kaynaklandığını savunuyor.

Genç Plinius

Trajan Dönemi’nde Bitinya Eyaleti’ne, mali, hukuki ve sosyal problemler nedeniyle Proconsul (Eyalet Valisi) olarak atanmıştır. Genç Plinius ve Trajan, eyaletle ilgili sosyal, siyasi, ekonomik, askeri ve dini konularda karşılıklı mektuplaşmışlardır. Genç Plinius mektupların bir bölümünde, bölgede Hristiyan sınıfının varlığından bahsetmiş, Hristiyanların nasıl yargılandığı konusunda Trajan’a bilgiler vermiş ve kendisinden tavsiyeler istemiştir. Hristiyan inancına sahip çok sayıda insanın bölgede varlık gösterdiğini, inancın köylere kadar yayıldığını ve eğer kendilerine (Hristiyanlara) açık kapı bırakıldığı takdirde ıslah edilebilecekleri yönünde Trajan’a tahminlerde bulunmuştur. Trajan ise Genç Plinius’a standart bir yargılama kalıbı belirlemenin mümkün olmadığını, Hristiyanlıkla suçlanan kimselerin Hristiyan olduklarını reddetme ve Tanrılarına tapınmaları halinde suçsuz sayılmaları yönünde telkinlerde bulunmuştur. Hristiyan olan şahısları bildiren ihbarnamelerde ise özellikle ihbarcının kimliğinin belirtilmesi aksi takdirde ihbarın dikkate alınmamasını buyurmuştur. Bu mektuplaşmalardan II. yüzyılda Anadolu’da Hristiyan sınıfının varlığı yönünde çıkarımlar yapabiliyoruz.

Josephus

I. yüzyıl Yahudi tarihçi Flavius ​​Josephus’un yazıları arasında İsa’ya ve Hristiyanlığa atıflar vardır. İsa’nın Pilatus tarafından çarmıha gerilmiş bilge bir öğretmen olduğunu belirtir. Bu pasajların özgünlüğü konusunda günümüzde tarihçiler arasında fikir ayrılığı bulunmaktadır.

Samosatalı Lucian

II.yüzyılda yaşamış bir yazardır.Hristiyan topluluğunun bir insana tapındığını, bu kişinin insanlara alışılmadık töreleri tanıttığını ve ceza olarak çarmıha gerildiğinden bahseder. Hristiyanlardan “yaratıklar” olarak bahseden Lucian, Hristiyanların ölümsüz olduklarına inandıklarını, Yunan Tanrıları’nı reddettiklerini, öğretmenlerinin kendilerine bildirdiği öğretiler çerçevesinde yaşadıklarını ve Dünya mallarını ortak mal olarak gördüklerini ve maddiyattan vazgeçmiş olduklarını belirtmiştir.

Mara Bar-Serapion

Stoacı bir filozof olduğu iddia edilir. Hapishaneden oğluna yolladığı mektup ile bilinir. Mektubun I.yüzyıl sonu veya III.yüzyıl başlarında yazıldığı tahmin ediliyor. Yazdığı mektupta üç bilge adama (Sokrates, Pisagor ve Yahudilerin bilge Kralı) yapılan haksız muamelelerden bahseder. Bu kötülükleri yapanların cezasız kalmadığını belirtir.

Talmud Metinleri

Talmud metinlerinde Hz İsa’ya farklı isimler altında atıflarda bulunulduğu söylenmektedir. Bazıları, Talmud metinlerinde, Hz İsa’nın annesi Meryem’in kuaför olduğu, marangozlarla birlikte fahişelik yaparak birçok kişiyle ilişkiye girdiği, Hz İsa’nın zina çocuğu olduğu, büyücü ve aptal birisi olduğu gibi yakıştırmalar yapıldığını iddia etmektedir. Bazılarına göre ise, bu metinlerdeki kişilerin bilinen İsa ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu konu üzerindeki tartışmalar devam etmektedir.

Size bu yazımızda iki tarafında düşüncelerini, ortaya koydukları dayanak noktalarını elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık. Peki ya sizin düşünceniz nedir ? Hz İsa tarihteki en esrarengiz kişiliklerden birisidir. Yaklaşık 2000 yıl önce yaşadığı iddia edilen şahıs üzerinde tartışmalar günümüzde hala sürmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir